Yeni Bir Yıl, Yeni Bir Hayat

December 24, 2017

“İnsan, öleceğini bile bile nasıl yaşar? Ya çıldırır ya da öleceğini unutur.”

Nazım Hikmet

Bir bankada 10 yıl çalıştıktan sonra hayallerinin peşinden koşmak için istifa eden Kaan Sekban “Tebrikler Kovuldunuz!” adlı kitabında kendisine istifa etmesi için güç veren iki andan bahsediyor. Biri bankanın çalışanları motive etmek için tuvaletlere koydurdukları “İstersen Yaparsın” afişleri, diğer ise çalıştığı bankanın hemen karşısında bulunan Zincirlikuyu Mezarlığı’nın girişinde yazan “Her canlı ölümü tadacaktır” yazısı. Kitaptaki o bölümü okuduktan sonra düşünmeye başladım ve bu yazıyı yazmaya karar verdim. Hayat gerçekten sevmediğimiz şeyleri yapmak, hayallerimizin peşinden koşmamak için çok kısa ve çok geç olmadan bunun farkına varmamız gerekiyor.  

Avustralya’da yıllarca ölüm döşeğindeki hastalarla ilgilenmiş olan Bronnie Ware “Ölmek üzere olanların en yaygın 5 pişmanlığı” kitabında bu 5 maddeyi şu şekilde sıralamış:

 

  1. Keşke başkalarının benden beklediği hayatı sürmek yerine düşlerimi gerçekleştirme cesaretim olsaydı.

  2. Keşke bu kadar çok çalışmasaydım.

  3. Keşke duygularımı dile getirmeye cesaretim olsaydı.

  4. Keşke arkadaşlarımla ilişkimi sürdürseydim.

  5. Keşke kendime daha çok mutlu olmak için izin verseydim.

 

Fark ettiyseniz bu pişmanlıkların hiç biri yapılan bir şeyden duyulan pişmanlık değil. Yapılmayan şeylerden dolayı duyulan pişmanlıklar. Mark Twain’in ünlü sözünde olduğu gibi: “Bundan yirmi yıl sonra yapmadığınız şeylerden dolayı, yaptıklarınızdan daha fazla pişman olacaksınız. Demir alın ve güvenli limanlardan çıkın artık. Rüzgârları arkanıza alın, araştırın, hayal edin ve keşfedin.”

 

Kitapta bahsedilen pişmanlıkları yaşamamak için ölüm gerçeğini kabul edip unutmamak gerek. Tabi Nazım’ın sözünde olduğu gibi çıldırmamanın da bir yolunu bulmalı. Bence hem ölümü hatırlayıp, hem çıldırmamanın yolu ‘Anlamlı bir hayalin peşinde anlamlı bir hayat yaşamak.’ Bunu yapmak tabii ki kolay değil, insanın bulduğu veya bulduğunu sandığı anlam da yıllar içinde değişebilir. Yine de o an hissedilen neyse buna göre iş, eş, yaşanılan şehir vs gözden geçirilebilir.

 

Günün sonunda insan duygusal bir varlık. Her ne kadar profesyonel hayatta duyguya yer olmadığı söylense de, ben bu düşünceye katılmıyorum. İnsanlar ancak yaptıkları işe duygularını, kendilerinden bir şeyleri katarak yeni şeyler yaratabilir ve başkalarından farklılaşabilirler. Bizi biz yapan bu duygularımızdır. Bunları yansıtamadığımız, değer ve kabul görmediğimiz ortamlardan da uzaklaşmak için cesur olmalıyız. Jim Rohn’un dediği gibi: “Bulunduğun yer seni memnun etmiyorsa, yerini değiştir. Sen ağaç değilsin.”

İş hayatında “Kill the stupid rule” kuralı vardır. İş süreçleri gözden geçirilir ve mantıksız görülenler ortadan kaldırılır veya değiştirilir. Peki neden “Kill the stupid life” yok? Neden memnun olmadığımız hayatı öldürüp, zümrüdüankanın küllerinden yeniden doğması gibi yeni bir hayata kanatlarımızı çırpmıyoruz? Cevabı bence basit. Kaybetmekten korkuyoruz. Geçenlerde Fi dizinde duyduğum “Hepimiz kaybetmekten korktuğumuz şeylerin esiriyiz” sözü çok doğru. Para, statü, ünvan, sevgili, aile.. Her öldürülen hayat yeni bir hayatın habercisi olduğu kadar, eski hayatta bırakacaklarımızın da katili olacak. O nedenle insanlar değişime bu kadar kapalı, o nedenle hayallerinin peşinden koşmuyorlar. Esiri olduğumuz şeyleri kaybetmekten korkmadığımız gün, ölümü daha çok hatırladığımız, iliklerimize kadar hissettiğimiz gün, işte o gün yeni bir gün olacak. İşte o gün güneş bir başka doğacak, yataktan farklı bir enerjiyle çıkacağız, aldığımız nefes yaşadığımızı daha çok hissettirecek.

 

Yeni bir hayata başlama isteği en çok biten bir hayatla karşılaştığımızda veya kendi hayatımızın bitişine yaklaştığımızı fark ettiğimizde oluyor. Hayatında radikal değişiklik yapanlara bir göz atın. Ya çok sevdikleri bir yakınlarını kaybettikten sonra hayatı sorgulamaya başlamışlardır ya da kanser gibi ciddi bir hastalığı yendikten sonra.. O zaman insan şunu daha iyi anlıyor: “Ölümün olduğu yerde daha ciddi ne olabilir?”

Daha ciddi olan belki de hayalleri öldürerek yaşamak. Sırbistan seyahatimde bir kafede gördüğüm yazı beni çok etkilemişti, hala aklımın bir köşesinde duruyor. “Do more what makes you happy” Buradan o görsele de ulaşabilirsiniz.

 

Geçen yılı değerlendirip yeni yılı planlamak için kullandığım dökümanı, geçen yılki yazımda paylaşmıştım. 2018 için güncel versiyonuna da buradan ulaşabilirsiniz.

 

2018’de sizi mutlu eden şeyleri daha çok yaptığınız, hayallerinize kanat çırpmaktan korkmadığınız, kendiniz olabildiğiniz, siz olduğunuz için değer gördüğünüz ve değer kattığınız nice güzel günlere...

 

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Sosyal Medyada Takip Edin

  • Black Facebook Icon
  • Black Twitter Icon
  • Black Instagram Icon
  • LinkedIn - Black Circle

Yeni Yazıları Takip Edin

Son Paylaşımlar

Please reload

Etiketler