New Amsterdam Dizisinden 5 Liderlik Dersi

New Amsterdam son zamanlarda beni en çok etkileyen dizilerin başında geliyor. Netflix’te iki sezonu yayında olan dizide bir kamu hastanesine atanan yeni tıp direktörü Max Goodwin’in hastaneyi nasıl yönettiği ve dönüştürdüğü ele alınıyor. Tam bir Amsterdam aşığı olarak tabii ki dizi ilk olarak ismiyle dikkatimi çekti :) İzlemeye başladığımda New York’ta geçtiğini görmek bir nebze hayal kırıklığı yaratsa da ilk bölümden beri beni içine çekti ve izlemeyi bırakamadım. Merak etmeyin, izlemeyenler için bu yazıda bir “spoiler” vermeyeceğim. Sadece bazı maddeleri daha iyi aktarabilmek için diziden bazı sahneleri sizinle paylaşacağım.



Dizi yayınlanmaya başladıktan sonra çok ses getirdi ve birçok eleştirmenden farklı kulvarlarda övgü aldı. Benim ilk bölümden itibaren gözüme çarpan ise Max Goodwin’in hastaneyi nasıl yönettiği ve çalışanlara nasıl liderlik ettiği oldu. Gelin bu öğretilere bir göz atalım.


1- Nasıl Yardımcı Olabilirim?: Hemen hemen her bölümde hastanenin yeni tıp direktörü Max’in ağzından şu cümleyi duyuyoruz: “How can I help?/Nasıl yardımcı olabilirim?” Liderlerin en önemli görevlerinin başında takımın potansiyelini en üst düzeye çıkarmak geliyor. Bunun için de yönettikleri kişilerin işlerini daha iyi yapmalarına yardımcı olmaları ve onların önlerindeki engelleri kaldırmaları gerekiyor. Max’in de yaptığı ilk iş bu oluyor. Tüm hastaneyi bir araya toplayarak onlara işlerini nasıl kolaylaştırabileceğini soruyor ve yıllardır süregelen sağlık sistemini de karşısına alarak gelen önerileri hayata geçiriyor. Liderin takım için çalışmasını literatürde “Hizmetkar liderlik” kavramı altında görüyoruz. Bu yaklaşımın çalışanların motivasyonlarını ve gözlerindeki ışığı nasıl artırdığını dizide görüyoruz. Ben de on yıllık kurumsal hayatımda bu yaklaşımın olduğu ortamlardaki pozitif etkiyi ve olmadığı ortamlardaki negatif etkiyi sıklıkla yaşadığımı söyleyebilirim.



2- Kolları Sıvayıp İşe Girişmek: Yine ilk bölümde tıp direktörünün önlük giydiğine pek şahit olmayan ve kendi de önlük giymeyen doktorlardan biri Max’e neden önlük giydiğini soruyor. Max’in yanıtı şu oluyor: “Çünkü ben bir doktorum”. Yöneticiler de aslında o şirketlerin birer çalışanıdır, kendilerini diğer insanlardan ve asıl işlerinden soyutlamamalıdırlar. Bu yanlışı da sıklıkla görüyoruz. Yukarı çıkınca aşağıdaki koşturmacayı görmeyen, kapısı sürekli kapalı, izole odalarda yaşayıp çalışanlarının neler çektiğini bilmeyen yönetici ve lider profili eminim size de çok yabancı gelmeyecektir. Bir önceki maddede bahsettiğimiz hizmetkar liderlik kavramı burada da devreye giriyor. “Yiğidin yiğitliği er meydanında olur” sözünde olduğu gibi liderlerin sahada takipçileriyle birlikte olmaları, zorluklara onlarla birlikte göğüs germeleri gerekiyor.


3- Tüm Kademelerle İletişim: Kurumsal hayatta unvan arttıkça liderler iletişimi sadece belirli bir seviyeyle sınırlandırma yoluna giderler. Elbette zaman kısıtından dolayı herkesle her an iletişime geçilmesi çok güç fakat bu durum sadece belirli seviyelerdeki kişilerle iletişimde olmak için bir bahane olmamalı. Max’in de ilk yaptığı şeylerden bir diğeri hademeler dahil her birimle düzenli toplantılar planlaması ve herkese değer verdiğini göstermesi oluyor. En alttan en üste kadar tüm kademelerdeki insanların daha iyi bir hastane için katkıda bulunabileceklerini onlara gösteriyor. Onları dinleyerek önerilerini hayata geçiriyor. Geri bildirimlerinin ne kadar önemli olduğunu anlatabilmek için ise daha önce bir hademenin onun bir ayda kurtardığı hasta sayısından fazla hasta kurtardığını söyleyerek yapabilecekleri etkiyi gözlerinde canlandırmalarını sağlıyor.


4- Mikro Yönetim Yapmamak: Bir bölümde doktorlardan birisi, kendisine nasıl yardımcı olabileceğini soran Max’e şu yanıtı veriyor: “Ayağımın altından çekil, yeter”. Şimdi aynı soruyu soran genel müdürünüze bu yanıtı verdiğinizi hayal edin :) Max egosunu kenara bırakarak söyleneni yapıyor ve o doktorun daha rahat çalışabilmesi için ayak altından çekiliyor. Liderlerin en çok yaptığı hatalardan biri de her şeyi kontrol etmeye çalışmak. Her ne kadar kahramanımız Max’in de bunu yaptığını ara ara görsek de, gerçekten orada olmaması gerektiği ve işin ehli olan çalışanlarına güvenmesi gerektiği anları biliyor ve o anlarda çalışanlarını yalnız bırakıyor. Bu yaklaşım çalışanın kendisine olan güvenini de artırıyor. Yine tam tersi ise bu güveni zedeleyerek bir daha kapanması çok zor olacak yaralar açabiliyor.


5- Önceliği Net Vurgulamak: Young Guru Academy (YGA)’de de sıklıkla kullandığımız bir söz vardır. İngilizcesiyle: “Put the main thing the main thing.” Türkçe’ye tam çevirisi bu olmamakla birlikte, gerekli olanın “İşimizin merkezine asıl önemli olan konuyu koymak” olduğunu söyleyebiliriz. Dizide Max televizyon programlarına katılarak hastane için fon bulan Dr. Sharpe’a aslında asıl işinin doktorluk ve insanlara yardım etmek olduğunu hatırlatıyor. Asıl işi merkeze koyması konusunda onu motive ediyor. Liderler geleceği bugüne getirirler ve onları takip edenleri gelecekteki hayallerine inandırırlar. Bu hayalin merkezinde ise asıl önemli olan konu yer alır. Günlük hayatın koşturmacasında hem bireysel olarak bizler, hem de çalıştığımız kurumlar önceliğimizin ne olduğunu unutabiliyoruz. Liderin en önemli görevlerinden biri de sürekli olarak bunu hatırlatmak.


Daha birçok konuda New Amsterdam dizisinden öğreneceğimiz şeyler olduğunu düşünüyorum. Son olarak pandemi dönemiyle birlikte dünya olarak çok karanlık bir dönemden geçiyoruz. Bu dönemde sislerin arasından bakarak uzaktaki ışığı görmek ve o ışığı çevresindekilere gösterebilmek de en önemli liderlik yetkinliklerinden bir diğeri. Bunu da yine dizideki bir söz ile anlatmak istiyorum. Gözlerinizin açık olduğu, ışıkları görebildiğiniz daha güzel günler dilerim.



"Dünya karanlık mı? Tabii ki. Ama ışık var. Hem de çok var. Tek yapman gereken gözlerini açmak ve bakmak."

Sosyal Medyada Takip Edin

  • Black Facebook Icon
  • Black Twitter Icon
  • Black Instagram Icon
  • LinkedIn - Black Circle

Yeni Yazıları Takip Edin

Son Paylaşımlar

Etiketler